telaşlıydı. sinirliydi. "bamya sever misin?" diye sordu, üçüncü kepçeyi tabağıma boca ederken. "severim." dedim.
o günden beri, sanki "seni sevmiyorum" der gibi olmasından korktuğum için söyleyemiyorum bamyayı sevmediğimi.
5 Mart 2012 Pazartesi
bamya
Etiketler:
55 fiction,
edebiyat,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
2 Mart 2012 Cuma
adsız -10-
yıllar sonra evime döndüğümde, zamanlamamın harika olduğunu fark ettim.
ayrılmama sebep olan herkes ölmüş, her şey de kül olmuştu.
ayrılmama sebep olan herkes ölmüş, her şey de kül olmuştu.
Etiketler:
55 fiction,
edebiyat,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
28 Şubat 2012 Salı
bir tuhaf adam -2-
kötü sözlerle bir sorunu yoktu; fakat bir iltifat karşısında ne yapacağını bilemezdi.
Etiketler:
55 fiction,
edebiyat,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
25 Şubat 2012 Cumartesi
felaket
"sakin ol." diye tembihledi kendi kendine, "heyecana kapılman, hiç hayra alamet değil."...
sahip olduğu zariflikten bihaber kadının, tüm güzelliğiyle gelişini gördüğü anda, nasıl bir felakete doğru koşar adım gittiğini anladı.
gülümsedi.
sahip olduğu zariflikten bihaber kadının, tüm güzelliğiyle gelişini gördüğü anda, nasıl bir felakete doğru koşar adım gittiğini anladı.
gülümsedi.
Etiketler:
55 fiction,
edebiyat,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
22 Şubat 2012 Çarşamba
bir tuhaf adam
eve iş getirmez, işten başka yere gitmez, yine de varlığının farkında olan var mı merak ederdi.
kendisinin farkında olmadığı yokluğunu; hiç kimse hissetmezdi.
kendisinin farkında olmadığı yokluğunu; hiç kimse hissetmezdi.
Etiketler:
55 fiction,
edebiyat,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
20 Şubat 2012 Pazartesi
kurt
doğu yakasında bir şehrin silüetine uyanılır, gri bir gökyüzünden düşen yağmur damlalarının ıslattığı camdan gözüken...
ve radyoda henüz kendini vurmamış bir adam şarkı söyler: "...i'm going where the cold wind blows..."
ve radyoda henüz kendini vurmamış bir adam şarkı söyler: "...i'm going where the cold wind blows..."
Etiketler:
55 fiction,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
23 Ocak 2012 Pazartesi
tirad
bir adam, sahnede, spotun altında... gözleri karanlıkta bir noktaya sabit bakmakta:
"etten vücutlar delinir, en sert kemikler ezilir... ve fakat ölümsüz olan ruhum, sonsuza dek esirindir."
söylenenlerin tek bir kelimesini dahi anlamayan bu aptal güruhun başlattığı alkış gök gürültüsü bir tanesi ayağa kalkana kadar devam etti.
"etten vücutlar delinir, en sert kemikler ezilir... ve fakat ölümsüz olan ruhum, sonsuza dek esirindir."
söylenenlerin tek bir kelimesini dahi anlamayan bu aptal güruhun başlattığı alkış gök gürültüsü bir tanesi ayağa kalkana kadar devam etti.
Etiketler:
55 fiction,
edebiyat,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp
27 Aralık 2011 Salı
kehanet
kimsenin, bir saniye olsun durmadığı bir meydanda; kimsenin kulak asmadığı bir adam, var gücüyle bağırıyordu:
"dualarınızı siperlere saklayın, ailenizle vedalaşın... bir savaş yaklaşıyor arkadaşlarım! ve biz kaybediyoruz."
"dualarınızı siperlere saklayın, ailenizle vedalaşın... bir savaş yaklaşıyor arkadaşlarım! ve biz kaybediyoruz."
Etiketler:
55 fiction,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
11 Aralık 2011 Pazar
o quam cito transit gloria mundi
tertemiz bir kağıda, bir şeyler yazdı. sonra da uyudu ve uykusunda eceliyle öldü.
daha sonraları intihar notu olduğu anlaşılmayacak kağıtta şöyle yazıyordu: "ve işte böylece geçiyor dünyanın ihtişamı..."
daha sonraları intihar notu olduğu anlaşılmayacak kağıtta şöyle yazıyordu: "ve işte böylece geçiyor dünyanın ihtişamı..."
Etiketler:
55 fiction,
edebiyat,
kısa,
minimal,
orhun kayaalp,
öykü
2 Aralık 2011 Cuma
bir seri katilin anıları -2-
babası, onun içindeki öldürme dürtüsünü fark etmişti. karşısındaki oğlu değil, öz kardeşini öldüren bir caniydi. ancak "aradığın huzuru böyle bulamayacaksın..." diyebildi, boynundaki ip konuşmasını güçleştiriyordu.
babasının ayaklarının altındaki sandalyeyi -tavana bağlı ip öyle kısaydı ki boğulmamak için parmak uçlarında yükseliyordu- çekerken, gözlerine bakmadan şöyle dedi:
"yine de ne aramayı ne de öldürmeyi bırakacağım..."
babasının ayaklarının altındaki sandalyeyi -tavana bağlı ip öyle kısaydı ki boğulmamak için parmak uçlarında yükseliyordu- çekerken, gözlerine bakmadan şöyle dedi:
"yine de ne aramayı ne de öldürmeyi bırakacağım..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)