5 Mart 2012 Pazartesi

bamya

telaşlıydı. sinirliydi. "bamya sever misin?" diye sordu, üçüncü kepçeyi tabağıma boca ederken. "severim." dedim.

o günden beri, sanki "seni sevmiyorum" der gibi olmasından korktuğum için söyleyemiyorum bamyayı sevmediğimi.

2 Mart 2012 Cuma

adsız -10-

yıllar sonra evime döndüğümde, zamanlamamın harika olduğunu fark ettim.

ayrılmama sebep olan herkes ölmüş, her şey de kül olmuştu.

28 Şubat 2012 Salı

bir tuhaf adam -2-

kötü sözlerle bir sorunu yoktu; fakat bir iltifat karşısında ne yapacağını bilemezdi.

25 Şubat 2012 Cumartesi

felaket

"sakin ol." diye tembihledi kendi kendine, "heyecana kapılman, hiç hayra alamet değil."...

sahip olduğu zariflikten bihaber kadının, tüm güzelliğiyle gelişini gördüğü anda, nasıl bir felakete doğru koşar adım gittiğini anladı.

gülümsedi.

22 Şubat 2012 Çarşamba

bir tuhaf adam

eve iş getirmez, işten başka yere gitmez, yine de varlığının farkında olan var mı merak ederdi.

kendisinin farkında olmadığı yokluğunu; hiç kimse hissetmezdi.

20 Şubat 2012 Pazartesi

kurt

doğu yakasında bir şehrin silüetine uyanılır, gri bir gökyüzünden düşen yağmur damlalarının ıslattığı camdan gözüken...

ve radyoda henüz kendini vurmamış bir adam şarkı söyler: "...i'm going where the cold wind blows..."

23 Ocak 2012 Pazartesi

tirad

bir adam, sahnede, spotun altında... gözleri karanlıkta bir noktaya sabit bakmakta:

"etten vücutlar delinir, en sert kemikler ezilir... ve fakat ölümsüz olan ruhum, sonsuza dek esirindir."

söylenenlerin tek bir kelimesini dahi anlamayan bu aptal güruhun başlattığı alkış gök gürültüsü bir tanesi ayağa kalkana kadar devam etti.

27 Aralık 2011 Salı

kehanet

kimsenin, bir saniye olsun durmadığı bir meydanda; kimsenin kulak asmadığı bir adam, var gücüyle bağırıyordu:

"dualarınızı siperlere saklayın, ailenizle vedalaşın... bir savaş yaklaşıyor arkadaşlarım! ve biz kaybediyoruz."

11 Aralık 2011 Pazar

o quam cito transit gloria mundi

tertemiz bir kağıda, bir şeyler yazdı. sonra da uyudu ve uykusunda eceliyle öldü.

daha sonraları intihar notu olduğu anlaşılmayacak kağıtta şöyle yazıyordu: "ve işte böylece geçiyor dünyanın ihtişamı..."

2 Aralık 2011 Cuma

bir seri katilin anıları -2-

babası, onun içindeki öldürme dürtüsünü fark etmişti. karşısındaki oğlu değil, öz kardeşini öldüren bir caniydi. ancak "aradığın huzuru böyle bulamayacaksın..." diyebildi, boynundaki ip konuşmasını güçleştiriyordu.

babasının ayaklarının altındaki sandalyeyi -tavana bağlı ip öyle kısaydı ki boğulmamak için parmak uçlarında yükseliyordu- çekerken, gözlerine bakmadan şöyle dedi:

"yine de ne aramayı ne de öldürmeyi bırakacağım..."