26 Ekim 2011 Çarşamba

adsız -9-

tüm gücüyle, tüm bildikleriyle saldırmak istedi. tek bir kelime ile onu alt etmeyi...

böylesi belki daha mutlu edecekti; ancak yine de sustu.

20 Ekim 2011 Perşembe

yersiz

bu dünya ona göre bir yer değildi. sonraları fark etti ki o da bu dünyaya pek uygun değildi. böyle böyle önce konuşmayı, sonra da duymayı bıraktı.

ve daha çocuktu.

17 Ekim 2011 Pazartesi

edgü

hangi dilden konuştuysa nuh, teknesine doluşan hayvanlarla, o dilden yazdı. en hayvan olanımız bile, okudu mu anlardı.

14 Ekim 2011 Cuma

adsız -8-

"nasılsın?" diye sordu, zorakî...

"yanında huzur bulduğum kimse kalmadı," dedim, "sen gittikten sonra.".

11 Ekim 2011 Salı

adsız -7-

en yakınındaki beş kişiyi vurup, intihar etmeyi düşündü. sonra aklına, vuracağı kişilerin aileleri geldi. o anlamıştı ki asla bir katil olmayacaktı.

neyse ki intihar ile cinayet aynı şey değildi.

8 Ekim 2011 Cumartesi

adsız -6-

sevdiği herkesin kalp atışlarını bir kez olsun dinlemişti. böylece ne zaman özlese, elini kendi göğsüne koyarak, biraz olsun hasretini giderebilirdi.

5 Ekim 2011 Çarşamba

adsız -5-

kumda uzanıyordum ve dalgalar yükseldiğinde, ancak boynuma kadar geliyordu.

dalgalar çekilirken beni de okyanusa doğru çekiyordu. daha önce hiç böylesi bir güçle istendiğim olmamıştı.

2 Ekim 2011 Pazar

araf

ne soğuk ne de sıcaktı teninde hissettiği rüzgar. eski usül analog bir fotoğraf makinasıyla çekilmiş gibi siyah beyazdı görebildiği her şey.

üzgün değildi ve mutlu da hissetmiyordu.

hemen yakınındaki kapkara ağacın, bembeyaz gölgesine oturdu ve beklemeye koyuldu...