kutsal olduğu zamanlardan defalarca kez güçsüz düşmüş olarak, kendisini yadırgamayacak olanı bulana dek yürüdü.
tanrı, dünya'ya terk ettiklerini yalnız bırakmazdı.
o da yalnız değildi ve nihayetinde kendini yadırgamayacak olana rastlamıştı. genç bir kızdı... belki görevlendirildiğinden, belki de sadece acıdığından ona yardım etti.
omuzlarındaki yaraları sildi. üzerine geçirmesi için giysiler verdi. şimdi, bu giysiler içerisinde diğer insanlardan bir farkı kalmamıştı.
iyi değildi, kötü de... mutlu değildi, hüzünlü de...
sadece şaşkındı. en başında üstünlüğünü kabul ettiği varlıklar arasındaydı.
genç kız, ilk başları hariç ona hiç soru sormadı.
11 Eylül 2009 Cuma
düşmüş olanın azabı -2-
4 Eylül 2009 Cuma
hatalar
nilüfer yapraklarının birinden diğerine sıçrayan bir kurbağa gibi çabalamıştı bu batağa saplanmamak için. onca çabasına rağmen, ilk hatasında kendini bu batağın dibinde buldu.
"belki de bazıları için kaçınılmazdır dibe vurmak, bazıları için en yukarıda olmanın olduğu gibi." diye kendini avuttu, yaşamaya devam edebilmek için.
"belki de bazıları için kaçınılmazdır dibe vurmak, bazıları için en yukarıda olmanın olduğu gibi." diye kendini avuttu, yaşamaya devam edebilmek için.
26 Ağustos 2009 Çarşamba
düşmüş olanın azabı -1-
...ve şimdi 7. kattan tanrı'nın tahtının bekçileri tarafından ittirildi. tanrı'nın tüm gazabıyla düşüyordu. azabının alevleri öyle parlaktı ki, yeryüzünden bakanlar onu bir kuyruklu yıldız sanırdı.
çakılışıyla toprağı hareketlendirdi. düştüğü yerden kalkıp yürürken, iki insan gelmişti. onlara hayretle baktı ve onlar da ona, bu çıplak insana baktılar. sırtındaki kopmuş kanatlarının yaralarına...
oradan uzaklaşmaya devam etti.
düştüğü yerde bir gecede, kırk asırlık bir çınar yeşerdi.
çakılışıyla toprağı hareketlendirdi. düştüğü yerden kalkıp yürürken, iki insan gelmişti. onlara hayretle baktı ve onlar da ona, bu çıplak insana baktılar. sırtındaki kopmuş kanatlarının yaralarına...
oradan uzaklaşmaya devam etti.
düştüğü yerde bir gecede, kırk asırlık bir çınar yeşerdi.
25 Ağustos 2009 Salı
20 Ağustos 2009 Perşembe
zamanla...
"Şimdi yalnız değilsin ve keyfin yerinde.
Fakat bir an gelecek ki, yalnız kalacaksın. İşte, işte o zaman ben düşeceğim aklına. Ama o zaman bile söylediklerimi anlamayacaksın. Nasıl günden güne haklı çıktığımı görmeyeceksin.
Ve yine, ben zerre umurunda olmayacağım."
Fakat bir an gelecek ki, yalnız kalacaksın. İşte, işte o zaman ben düşeceğim aklına. Ama o zaman bile söylediklerimi anlamayacaksın. Nasıl günden güne haklı çıktığımı görmeyeceksin.
Ve yine, ben zerre umurunda olmayacağım."
16 Ağustos 2009 Pazar
hepsine karşı
"Senin suçun, onlarınkinden daha büyük!" dedi ilahi ses.
"Ne yapabilirdim? Onları durdurmaya çalıştım, hepsine bir bir neler olacağını anlattım. Yaptıklarının neye sebep olacağını... Hiçbiri bana kulak asmadı." diye yanıtladı, çaresizlik içerisindeki ses tonuyla.
"Onlar kördüler ve cezalarını da çekecekler. Fakat sen, her şeyi görebilecek gözlere sahip olan sen, onlara karşı durmaktan vazgeçtin. Bundandır ki suçun, onlarınkinden büyük.". Öfkesi seçtiği kelimelerinden dahi anlaşılıyordu.
"Ne yapabilirdim? Herkese karşı tek başımda durmaktan yoruldum..."
"Ne yapabilirdim? Onları durdurmaya çalıştım, hepsine bir bir neler olacağını anlattım. Yaptıklarının neye sebep olacağını... Hiçbiri bana kulak asmadı." diye yanıtladı, çaresizlik içerisindeki ses tonuyla.
"Onlar kördüler ve cezalarını da çekecekler. Fakat sen, her şeyi görebilecek gözlere sahip olan sen, onlara karşı durmaktan vazgeçtin. Bundandır ki suçun, onlarınkinden büyük.". Öfkesi seçtiği kelimelerinden dahi anlaşılıyordu.
"Ne yapabilirdim? Herkese karşı tek başımda durmaktan yoruldum..."
15 Ağustos 2009 Cumartesi
Yalnızlığın Tarifi
Cep telefonunu eline alıp bir numarayı tuşladı ve kulağına götürdü;
"Hattınızda şu anda... Ne kadar... Kontör bulunursa bulunsun, arayacak... Hiç kimseniz... bulunmamaktadır. Hattınızın aramalara kapanmaması için en geç..."
"Hattınızda şu anda... Ne kadar... Kontör bulunursa bulunsun, arayacak... Hiç kimseniz... bulunmamaktadır. Hattınızın aramalara kapanmaması için en geç..."
14 Ağustos 2009 Cuma
kör
"Göremiyorum... Kör olmadan önce görmediğime inanmazdım. Şimdiyse görmeden inanmak zorundayım ve itiraf etmeliyim ki yanılıyormuşum. Görmediğime de inanabilirim." dedi genç kız.
Dinleyen ise "Pekâlâ bu anlattıklarınız, gelecekte işlenecek cinayetler, bunları nereden biliyorsunuz?" dedi.
Kız duraksadı, "Bilmiyorum, sadece duyuyorum."
Dinleyen ise "Pekâlâ bu anlattıklarınız, gelecekte işlenecek cinayetler, bunları nereden biliyorsunuz?" dedi.
Kız duraksadı, "Bilmiyorum, sadece duyuyorum."
6 Ağustos 2009 Perşembe
27 Temmuz 2009 Pazartesi
eve dönüş
...ve şimdi evime döndüm. fakat gariptir ki bu dönüş, daha önceleri evim dediğim yerlerden başka bir eve dönüş oldu.
buysa bana, bir yerlerde olup hiçbir yerde olmamayı; bir şeylere bağlı olup, hiçbir şeye bağlı olmamayı anımsattı.
ne garip... bir evim, yurdum, memleketim var. ama ne evimdeyim ne yurdumdayım ne de memleketimdeyim...
buysa bana, bir yerlerde olup hiçbir yerde olmamayı; bir şeylere bağlı olup, hiçbir şeye bağlı olmamayı anımsattı.
ne garip... bir evim, yurdum, memleketim var. ama ne evimdeyim ne yurdumdayım ne de memleketimdeyim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)